|
|
 |
« : 30 Haziran 2008, 16:42:11 » |
|
Türkiyede hepinizin bildiği üzere terör örgütleri iki ana gurupta ortaya çıkmıştır.
1) Sağ terör örgütleri 2) Sol terör örgütleri
bölücü örgüt diye bir üçüncü terör örgütü olarak PKK yı gösteren yetkililer kanaatimce yanılıyorlar. zira PKK terör örgütü zaten Sol terör örgütlerinden kopan Markisist bir guruptur. onuda Sol terör örgütü içerisinde sayma nedenim budur. Biz olayların gelişimine bir gözatalım yıllarca tezgahı kurup sağcıyı solcuya, solcuyuda sağcıya kırdıran derin sistem bu işten uzun bir zaman beslenmiştir. Son olarak 80 olayları göstermiştir ki ABD, Avrupa ülkeleri ve İsrailin tuzağına gelen maddeci silah tüccarları para kazanmak uğruna hem sağcıları hem solcuları silahlandırmış aynı tüccar hem sağcıya hem solcuya silah satarakböylelikle iki vatandaşı birbirine kırdırarak bu yolla para kazanmıştır.
O yılların ünlü Sol terör örgütü üyeleri olan, bugünün ise televizyon programı başına 50.000 YTL para kazanan ünlü isimleri yönetmiş, emellerine kavuşunca batılı ağabeyleri tarafından ödüllendirilip medyanın köşe taşları haline getirilip artık fikir savaşına başlayın talimatını yürütmüşleridr. Bununla birlikte Hassolar ve Hüssolar çatışmaya devam etmiş özgürlükçü, emekçi sol örgüt liderleride bu günün sosyal demokratları ismini alarak lüx Yazlık ve Kışlık villarında hayatlarını sürdürmektedir.
Ali KIRCA, Mehmet Ali Birand (Aynı zamanda Yahudi asıllıdır), Fatih ALTAYLI, Cengiz ÇANDAR İşte saydığım ve daha bir çok medyanın köşe taşı isimler eskinin Marksist-Leninist Sol örgüt üyeleri idi. bu günün Trilyonerleri.
Diyeceğim şuki memlekette Hassolar ve Hüssolar ölüp giderken dışarıdan beslenen, Aralarında Sebatayist (Yahudi asıllı Müslüman) ünlülerinde bulunduğu bir güruh Türkiyenin kaymağını yemiştir.
55.000.000.000 YTL (55 Milyar ytl) olan Türkiye bütçesinin %80 inini istedikleri gibi yönlendiren ABD, Avrupa ve İsrail misyonerler 70 Milyon insana ise bu bütçeden sadece %20 yi uygun görmüştür.
Şair Necip Fazılın dediği gibi “Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa…”
peki Sol terör örgütlerine gönül veren arkadaşlarımız aşağıda sıralayacağımız hususları biliyorlarmı?
*Yaptıkları en ufak harcamalardan dahi militanlarından hesap soran örgütün üst düzey sorumlularının yurt dışında zevk-sefa içinde yaşadıklarını,
*Örgütün üst düzey elemanları arasında her türlü ilişkinin serbest olmasına rağmen alt düzey elemanlar arasında duygusal ilişkilerin büyük cezalara sebep olduğunu, itiraz dahi edemediklerini,
*Yaptıklarının boş olduğunu ve kendilerinin kullanıldığını anlayarak örgütten ayrılmaya karar veren örgüt mensuplarının işbirlikçi, hain ve şerefsiz olarak suçlandığını, öldürülme korkusuyla bu zor şartlara katlandığını,
*Gençleri sözde uyuşturucudan koruma propagandaları yapan DEV-SOL örgütünün, bizzat gelir temin etmek amacıyla 1980 yılı ilk baharında örgüt liderlerinden P. G., E. C. ve A. T. vasıtasıyla yurtdışına (4) kilo eroin sevkıyatı yaptığını,
*DEV-SOL örgütü üst düzey yöneticilerinden P. G.’nin, örgüte maddi destek sağlamak için uyuşturucu madde ticaretinden elde edilen örgüte ait 400.000 Frank’ı çaldığı gerekçesiyle terör örgütü lideri tarafından 11.07.1991 tarihinde Paris'te öldürtüldüğünü,
*DEV-SOL terör örgütü liderinin Fransa'daki cezaevinden tahliyesi sonrasında uyuşturucu trafiğinin hızlandığını, uyuşturucu trafiği ve mafya ilişkilerinin örgütün diğer kadrolarından gizlendiğini,
*DEV-SOL örgütüne yönelik 27.07.1993 tarihinde yapılan operasyonda yakalanan S.Ö.’in ikametinde 2065 gr. esrarın yakalandığını,
*DHKP/C’ye yönelik 12-25/10/1995 tarihlerinde İstanbul’da yapılan operasyonlarda yakalanan (6) şahısla birlikte 500 gr. esrarın ele geçirildiğini,
*DHKP/C’ye yönelik 18.04.1995 tarihinde İstanbul’da yapılan operasyonda R. T.’nin (10) kg. eroin ile yakalandığını, R. T. ve C. T.’in terör örgütü liderinin talimatları doğrultusunda yurtdışına uyuşturucu madde götürdüklerini, elde edilen para ile örgüte silah alındığını,
*DHKP/C terör örgütü içerisindeki faaliyetlerinden dolayı İstanbul Emniyet Müdürlüğünce 03.12.1997 tarihinde yakalanan S. Y.'nin ifadesine göre, örgütsel eyleme çıktıklarında ve örgüt adına para toplamaya giderken örgüt mensuplarının devamlı olarak uyuşturucu madde kullandıklarını,
*İstanbul Sabancı Center’da 09.01.1996 tarihinde Özdemir Sabancı ve iki kişiyi öldüren DHKP/C örgüt mensuplarından İ. A.'nın (5) ay süreyle saklandığı evde, ev sahibinin baldızına tecavüz ettiğini,
*28.05.1998 günü yakalanan DHKP/C örgüt mensubu Hilal (K) E. G.’in birlikte kaldığı hücre evinde içki alemi yapan örgüt mensuplarının kendisine tecavüz etmek istemeleri üzerine evden kaçtığını,
*Tokat kırsal alanında faaliyet yürüten TKP/ML terör örgütü mensuplarından (15) yaşındaki kız örgüt mensubuna aynı örgüt içerisinde tecavüz edildiğini,
*Sivas-Tokat kırsal alanında faaliyet gösteren DHKP/C terör örgütü mensubu S. G.’nin kırsal hayata dayanamayıp, şehre dönmek istemesi sonucu, örgüt tarafından öldürüldüğünü, örgüt yayını Kurtuluş gazetesinde “düşmanla çatışmanın şiddetli olduğu bir esnada, düşman saflarına geçmek istediği için öldürüldü” şeklinde yalan haber yazıldığını,
*1996 yılı sonu ve 1997 yılı başlarında, Sivas-Tokat kırsalında faaliyet gösteren (31) DHKP/C terör örgütü mensubundan (9)’unun örgütten firar ettiğini,
*Kışı Karadeniz kırsal alanında sığınakta geçiren örgüt mensuplarından Murat (K) M. Y.'nin ayaklarının donması üzerine sağ ayağının (4), sol ayağının ise (1) parmağının DHKP/C sözde grup komutanı Niyazi (K) S. Y. tarafından demir testeresi ile kesildiğini,
*Tunceli kırsal alanında faaliyet yürüten DHKP/C örgüt mensuplarından S. B.’nin örgütten ayrılmak istemesi üzerine hainlikle suçlanarak cezalandırılmak amacıyla çizmelerinin içine kar doldurulduğunu, ayaklarının soğuk suda bekletilerek dondurulduğunu ve tuvalet ihtiyacını gidermeme cezası verildiğini; bunun üzerine soğuktan donan ayak parmaklarının dışkı içerisinde uzun süre kalmasından dolayı çürüdüğünü, çürüyen parmaklarının da makasla kesildiğini,
*MLKP terör örgütü mensuplarının A. A. ve T. A. isimli örgüt mensubu arkadaşlarını, İstanbul yakınlarında ormanlık alanda iki gün süresince işkence ederek sorguladıklarını ve silahla öldürdüklerini,
*Tunceli kırsal alanında faaliyet yürüten TKP/ML-TİKKO terör örgütü mensubu (10) örgüt mensubunun, örgüt mensubu arkadaşları tarafından işkence yapılarak sorgulandığını, bazılarının işkenceye dayanamayarak öldüğünü, bazılarının da işkence sonrası silahla öldürüldüğünü,
Anlayacağımız şuki ortada terörü çıkaran körükleyen bir kesim var, solcular kuvvetlenince sağcıları tutan, sağcılar kuvvetlenince solcuları tutan, solcular tekrar kuvvetlenince Dindarları tutan bir sistem,işte bu dini, ahlakı, adaleti para olan sistem, aynı sistemdir. beyin aynı beyindir. Yani terörün kaynağı ABD ve İsrailden emir alan Derin güçlerden kaynaklanmaktadır.
eğer siz hasso ve hüssolar fitneye gelmezseniz, bunları yeneceksiniz, ama millet olarak Kürdüyle Türküyle Alevisiyle Sünnisiyle, Laikiyle Şeriatçısıyla bu medya patronlarını dinlerseniz onların haberler bültenleri ile hayatınızı şekillendirir ve hareket ederseniz asla iflah olmayacaksınız bunu garanti ederim.
Gelelim kürt meselesine, Kürt kardeşlerimize vaazu nasihat veren PKK terör örgütününde anlattığım Sol terör örgütlerinden hiçbir farkı yoktur. Hatta göbekten bağlı yanları çoktur. Zira eskinin sol örgütleri içerisinden bir çok isim PKK saflarına ayrılarak yeni bir isim adı altında nemalanma imkanı bulmuştur. Sol örgütler 30 yıl önce güç ve kuvvetini yitirmeye başlayına vadelerini doldurmuş oldular. Yeni ve taze kan olarak PKK yı çıkardılar Kürt kardeşlerime şunu sorayım. Hakkınızı özgürlüğünüzü, topraklarınızı, kültürünüzü savunduğunu iddia eden sizi geliştirmek hak ettiğiniz güzellikleri yaşamanızı sağlayacak bu örgüt sizce samimimi? Aslaaa!!!
PKK terör örgütü hakkında bunları biliyormuydunuz?
*Örgüte katılarak aç, susuz, sefalet içerisinde faaliyet gösterirken sağlığı bozulan militanların tedavilerinin yaptırılmayarak ölüme terk edildiklerini veya intihar türü eylemlere gönderilerek ölüme zorlandıklarını,
*Örgüt içerisindeki bayan militanların erkeklerin zevk aracı olduğunu, erkek militanların da homoseksüel ilişkilere girdiklerini, örgütte kısa bir süre de olsa kalan genç kızların istemedikleri ilişkilere zorlandıklarını, direnenlerin de ajan, provakatör ve işbirlikçi iddiasıyla öldürüldüğünü,
*Kimi zaman günlerce bir lokma ekmekten yoksun kalan militanların katır, eşek, kaplumbağa, kurbağa vs. hayvanların etiyle beslenmeye çalıştıklarını,
*Örgüte katılanların ömrünün fazla olmadığını, (3-4) yıl yaşayanların sayısının çok az olduğunu, onun için, sorumluları hariç, örgüttekilerin yaş ortalamasının (18-20) yaş arasında bulunduğunu,
*Örgütten kaçmanın çok zor olduğunu, kaçıpta yakalananların örgüt tarafından çoğunlukla öldürüldüklerini, örgütten kaçıp kurtulma girişiminde bulunan veya örgüte uyum sağlayamayanların üzerinde naylon yakma, buz üzerinde bekletme, aç-susuz bekletme ve örgütten dışlama şeklinde cezalandırıldıklarını,
*Örgüt mensuplarının, örgüte destek veren köylerden bazılarına erzak temin etmek için gittiklerinde bazı ailelerin kızlarına ölüm ve korkutmayla tehdit ederek tecavüz ettiklerini,
*Avrupa’da terörist örgüt imajından kurtulmaya çalışan terör örgütünün; yurt içi ve yurt dışında terörist başının idamının engellenmesi adına idama hayır kampanyaları düzenlerken, diğer taraftan sadece örgütten ayrılmak istediklerini söyledikleri için veya terör örgütünün gerçek yüzünü görerek kaçma girişiminde bulunan ve başarısız olan örgüt mensupları hakkında sözde mahkemeler kurarak idam kararı verip uygulandığını ve bunları diğer örgüt mensuplarına ibret olsun diye videoya kaydederek seyrettirdiklerini,
*Yurtdışındaki ve yurt içerisindeki yandaşlarına kardeşlik, barış, sevgi ve hoşgörüden bahseden terör örgütünce, özellikle kendi kadrolarında duygusal ilişkiye giren ve evlenmek isteyenler hakkında ölüm emri verildiğini
biliyor muydunuz?
Nasılki biz Türklerin içerisinde Hassolar ve Hüssolar kullanılır, savaş meydanlarında en ön saflarda tutulur, işi bittikten sonrada kıçına bir tekme vurarak ya irticacı, ya faşist, yada komünist adı altında dışlandıkları gibi olası bir Kürdemezaristan hayalindede bu olayın kaçınılmaz olduğunu söyleyebilirim Dedim ya olanlar hassolara ve hüssolara oldu. PKK yarın bir gün hayal ettiği Kürdemezaristanı kurarsa durum aynısı olacaktır. Ezilen masum kürt vatandaşı paranın içerisinde yüzen yine cumhuriyet elitleri gibi Kürt elitleri adı altında 2-3 bin insan olacaktır.
İSLAMCI ! ÖRGÜTLER
Ya İslami olduklarını iddia eden terör örgütlerine ne dersiniz. Bunlarında tamamı sistemin bir parçası, oyuncağı İslami cihad adı altında saf masum insanları galeyane getirerek bir maceraya sürüklemekten başka yaptıkları olmamıştır. Nefis ve şeytanlarını bile yenememiş bu insanlar kinle hareket etmiş masum insanların kanını dökmüş, kendilerine gelir sağlamak amacı ile her yolu mübah saymışlardır.
yani bunlar Dinimiz İslamı yaptıkları iylemlerle kötülemekten başka hiç bir yarar sağlamamış, batılılara bilinçli yada bilinçsiz kukla olmuşlardır. Din adına çıkan terör örgütleri hakkında bunları biliyormuydunuz?
*Düzce Hizbullahı terör örgütünün mali kaynak sağlamak için cinayet, hırsızlık, gasp ve soygun eylemlerini gerçekleştirdiğini, hatta örgüt mensuplarının 1995 yılı içerisinde çeşitli il ve ilçelerdeki camilerden halı ve kilim çaldıklarını,
*İBDA/C terör örgütünün, ideolojisiyle ters düşmesine rağmen, marksist-leninist ideolojiye sahip PKK ve DHKP/C gibi terör örgütlerini destekleyip; yayın organlarında bu örgütleri savunduğunu,
*İslami Hareket Örgütü mensuplarının İslam ilkeleriyle bağdaşmayacak şekilde her yolu kendilerine mübah sayan bir zihniyete sahip olduklarını, banka soygunları, otomobil ve eşya hızsızlıkları yaptıklarını,
*Anadolu merkez olmak üzere şer'i esasların hakim olacağı federal yapıda bir İslam Devleti kurmayı amaçlayan Hilafet Devleti örgütü lideri Muhammet Metin KAPLAN’ın zimmetine para geçirdiğini ve bu sebeple örgüt içerisinde sürtüşmeler yaşanarak bölünmelerin meydana geldiğini,
*Hizbullah Terör Örgütü liderinin zekat adı altında toplanan haraçlarla İstanbul’un lüks semtlerinin birinde 120.000 Dolara alınan villada oturduğunu, örgüt mensuplarının ise yoksulluk ve sıkıntı içerisinde ailelerinden uzakta yaşadığını,
*Ö.E isimli pavyonda çalışan bir bayanın Hizbullah Terör örgütü mensubu M.S.K ile evlendiğini, örgütün bu evliliği tasvip etmeyerek Ö.E.’yi M.S.K’nın kardeşi ve amca oğluna öldürttüğünü, daha sonra örgütün önce M.S.K.’yı sonra da Ö.E.’yi öldüren M.S.K.’nın kardeşi ve amca oğlunu kendi örgüt mensuplarına öldürttüğünü ve mezar evlere gömdüğünü,
*Hizbullah terör örgütü tarafından domuz bağıyla öldürülüp gömülen ve daha sonra yapılan kazı çalışmalarında çıkartılan (72) cesetten (14)’ünün kendi örgüt mensupları olduğunu,
biliyor muydunuz ?
Peki bu terör örgütlerinin tamamının aynı merkezden yürütüldüğünü. ABD ve İsrail ittifakıyla Müslümanların bir savaşla değil ancak ve ancak bir fitne ile yıkılacaklarını anlamaları sebebiyle bizi birbirimize kırdırmak suretiyle toparaklarımıza sahip olmak istediklerini biliyormuydunuz?
İlginç bir soru sorarak sizleri Armagedon yazısı ile baş başa bırakmak istiyorum.
Siz USAME BİN LADEN diye birisinin olduğuna, varlığına inanıyormusunuz? Cevabınız evet ise üzülürüm. Çünkü o ABD nin iyilik adamı SUPERMAN gibi, Müslümanları kendi halkına ve Hıristiyanlara korkunç, acımasız göstermek için ürettiği bir hayal kahramınandan başka bir şey değildir. Yani USAME BİN LADEN diye birisi yok. İslami bir cihad adı altında Avengelist Gorge Buschun emrinde bir kahramandır o. ABD Başkanı Bush, radikal bir Evangelist Hıristiyan’dır. Yahudilerde “arz–ı mev’ud” inancı ne ise, Evangelistlerde de “Armagedon savaşı inancı” o derece köklüdür. Evangelistlerdeki bu temel akide, “arz–ı mev’ud inancı” ile birebir ilintilidir. Bu bağlamda Evangelistlere, Siyonist Hristiyan da denmektedir.
Başkan Bush, bunlardan biridir, “fundamantalist bir Armageddon”dur.
Tüm rota Armagedon’a göre
Bush’un baş papazı Jerry Falwell, Yahudi–Evangelist bağlantısının en önemli aktörüdür; Irak’ı işgal sürecinde özellikle Kuzey Irak’ta önemli misyonerlik çalışmaları yapmıştır, yapmaktadır.
Sizin anlayacağınız, iki hafta önce İstanbul’a gelen Bush’un danışmanlarından futurist Prof. Nisbitt’in ifadesiyle, Başkan Bush Ortadoğu’ya Armageddon inancıyla çöreklenmiştir. Büyük Ortadoğu Projesi de bu mantık etrafında şekillendirilmektedir. NATO’nun yeni rotası da bu inançla oluşturulmuştur… vesselam.
Kaynak:www.diyalogmasali.com
Şimdi Ortadoğu kazanının neden kaynatıldığına bir bakalım.
Afganistan Nato tarafından, liderlik ise ABD'nin
Filistin İsrail tarafından
Irak ve Pakistan ise ABD tarafından abluka altına alınmıştır.
amaç ve gaye iki blok oluşturmak. çünkü kendileri saydığım bu ülkelerde hezimete uğrayıp savaşı kaybettiler.
bu iki blok ise Şia ve Sünni blokları oluşturup bu iki müslüman gurubu birbirine fitne ateşiyle kırdırmak.
başarılabilecekmi, önümüzdeki aylarda göreceğiz.
ABD'nin şahinleri Neocon'lar ile İsrail'in Siyonist aşırı sağının ortak ideali, Ortadoğu merkezli bir dünya savaşı çıkarmak.
İşte buna “tanrıyı kıyamete zorlamak” diyorlar. Ya da “Mesih'i dönmeye mecbur bırakmak.” Peki nedir bu Armageddon savaşı... Biraz anlatalım;
Armageddon çılgınlığı
ABD Başkanı Bush'un sıkı sıkıya bağlı olduğu Protestan fundamentalizmi Armageddon çılgınlığına inanıyor. Onlara göre de Hz. İsa’nın gelmesi için bu üçüncü milenyum başında mutlaka “Armageddon” denen o nihai savaşın çıkması lazım. İnanmış Protestanların hedefi Tanrı'ya kıyamet için yardımcı olmak... Bunun için de kıyamet savaşının fitilini ateşlemek gerekiyor... Peki bu savaş nasıl çıkar? İşte bu noktada işin ucu Türkiye'ye de dokunuyor. Çünkü bu kıyamet savaşı Ortadoğu'da patlayacak. Onların inanışlarına göre Armageddon Savaşı Kudüs yakınlarındaki Magedon Tepesi etrafında gerçekleşecek.
Armegeddon Savaşı Müslüman ordusunun İsrailoğullarına saldırmasıyla çıkacak. Protestan fundamentalizmi, Armegeddon Savaşı’nda İsrail’in desteklenmesi gerektiğini savunuyor. Onlara göre Hz. İsa da ‘İsrail Arslanı’ olarak dünyaya gelmiştir. Yahudiler, Müslümanlar’a karşı Armageddon Savaşı’nı kazanmadıkça, Hz. İsa tekrar yeryüzüne dönmeyecek. İsa’nın dönmesi için savaşın çıkması ve kazanılması şart. Ancak bu savaşı önce Hz. İsa olmadan Yahudiler’in kazanması lazım. Onun için Protestanlar ile İsrail arasında sıkı bir işbirliği dini nedenlerden dolayı mecburidir. Bu savaş bittikten sonra da, 144 bin Yahudi hariç, (o 144 bin Yahudi de Hz. İsa’ya iman eden Yahudiler olacak) hepsi kırılacak. Bu sefer de Amerika ve Hz. İsa’ya bağlı olanlar yeryüzünde kalacak…
Türkiye'nin oyundaki yeri
Bu noktada Yenişafak'tan İbrahim Karagül'ün köşe yazısına bir gözatalım. "Tanrı'yı kıyamete, Türkiye'yi bölgesel savaşa zorlamak!.." isteyen ABD ve İsrail için Türkiye'nin de bir rolü var... Karagül şöyle anlatıyor;
Türkiye'nin Kürtlerle çatışmaya sokulması demek, İran'ın da cepheye girmesi demektir. Savaşın Pakistan'dan Lübnan'a kadar yayılması demektir. İşte bu, ABD ve müttefiklerinin en büyük hedefi.
Karagül, Armageddon planını da şöyle özetliyor; Neocon-İsrail aşırı sağının ortak ideali Ortadoğu merkezli bir dünya savaşı çıkarmak. Yani Armageddon dedikleri Kıyamet savaşı… Bu savaşla Mesih yeryüzüne inecek, bu savaşla “ilahi adalet” gerçekleşecek. İşte buna “tanrıyı kıyamete zorlamak” diyorlar. Ya da “Mesih'i dönmeye mecbur bırakmak.”
|